Defne 1 Haftalık

Kızımla beraber eve ayak bastığımız o ilk an aynı zamanda bazı şeylerin de bana dank ettiği ilk andı. Birçok şeyi hep doğuma kadar düşündüğümü ve planladığımı farkettim mesela. Daha sonrası hep daha az önemli, vakit gelsin de düşünürüz kıvamlıydı. Hani bir romanın Climax’i gibiydi doğum anı. Heyecanın, adrenalinin, duyguların en tepe noktada olduğu. Ardından gelen olayların yavaş yavaş çözüldüğü. Oysa eve attığım o ilk adımla farkettim ki bir bebeğe sahip olmak demek bir değil binlerce tepe noktasına sahip olmak demekmiş hayatta:)

Defne sonunda baba kucağında 🙂

Defnecik evdeki  o ilk gününü malesef daha çok ağlayarak, ev halkı da elden bişey gelmediğinden bu duruma üzülerek geçirdi. Herşeyin ilk günü zordur ama karnı doymayan bir bebeğin evdeki ilk günü kadar değil. Defne emme konusunda master derecesi yapmış kadar usta olsa da bendeki rezervler  malesef 4 kusur kiloluk bebeğimi doyurmaya yetmedi. Ve evde geçirdiğimiz 2. günün sonunda çaresiz mama takviyesine başlamak zorunda kaldık.

Türkiye’de asla sorgulanabilecek bir durum dahi olmasa da Amerika’da bir bebeği emzirmek ya da mama ile beslemeyi seçmek tamamen annenin tercihi. Bunu daha hastaneye kayıt olurken belirtiyorsunuz. Elbette ben de her vicdanlı, hassas, duyarlı Türk anası gibi yavrumu sütümle besleyebilmek için elimden geleni yaptım. Ama bir noktada faydasının zararından fazla olacağına inandığım için evdeki 2. günümüzün sonunda Defne’ye formül mama vermeye karar verdik.

Bunun beklenen bir durum olduğu düşünülüyor olsa gerek ki hastaneden çıkarken her anneye Enfamil’in başlangıç kitini hediye ediyorlar. Bu kit bizim için de tam anlamıyla kurtarıcı oldu. Herşeyin kolay ve pratik olanının sevildiği Amerika’da bu durum mamalar için de geçerli. Burada formül mamalar 3’e ayrılıyor. Biri bizdeki gibi suya karıştırılıp hazırlanan toz mamalar, diğeri konsantre olan içine su koyularak seyreltilenler, sonuncu ve en popüler olan da 2,4,6,8 oz’luk şişelerde hazır olan ve kapağını açıp ağzına emzik takıp bebeği beslediğiniz mamalar.



Keşke Türkiye’de olsa dediğim bir kaç şeyden biri.

Ben Defne’nin doymadığını anladığım her emzirmemin ardından 2 oz’luk hazır şişedeki mamadan vermeyi tercih ettim. Enfamil’in yeni doğanlara özel New Born mamasını yedikten sonra Defne de biz de huzura erdik resmen:) O anı yaşadıktan sonra mama vermeyeceğim diye ısrar edip çocuğu aç bırakmanın daha iyi fikir olduğunu asla düşünmüyorum.

Bu sırada ben de olabilecek ağrılara karşı Ibufrofen ve stool softener almaya devam ettim. Doktorum eğer çok ağrım olursa diye daha güçlü bir ağrı kesici daha yazmıştı ama onu 1 kere bile kullanma gereği duymadım. Gerek olmayacağını bilsem o kadar uğraşıp eczaneden alma zahmetine katlanmazdım doğrusu. Bizdeki yeşil reçete sınıfına girecek ilaçları alabilmek için 1. Doktorun reçeteye yazması 2. Eczacının sizinle birebir görüşüp açıklama yapması ve imzalı onayınızı alması gerekiyor. Hastene dönüşü Defne’nin beni arabada beklemesininin sebebi de budur işte.

Doğum sonrası 3rd degree dikişe rağmen hiç ağrı sızı hissettiğimi söyleyemem:) Hatta hatta evdeki 2. günümüzde arabanın kontratını yeniletmek için araba kiralama şirketine gitmem gerekiyordu. Beni en son karnım burnumda görmüş olan satış görevlisi bayan 4 gün önce doğum yaptığımı duyunca küçük dilini yutacaktı şaşkınlıktan resmen. Eşime arkamdan beni hemen eve götürmesini, daha iç organlarımın yerine bile yerleşmediğini söylemiş:)) Ama ben bir Taco Bell’e uğramadan dönmedim eve o akşam:))

Çocuk sahibi olduğuma ve artık hayatta canıma bağlı bir can olduğuna ilk kez beni tam anlamıyla inandıran şeyse sanırım ertesi gün baba ve dayı bi yerlere giderken benim evde kalıyor olmam oldu. Artık özgürlüğün bittiği ama yaşamak için daha iyi bir sebebimin olmadığı yeni hayatım gerçekten başlamıştı. Ben de resimlerde buldum teselliyi:)

Dayı ve Baba bensiz P.B.’de. Tesellim şu ki neyseki onlarca kez gittim P.B.’ye 🙂



Eniştesinden rol çalan dayı:)

 

“Helicopters are not my cup of tea” 🙂

Anne, baba ve bebek olarak ilk dışarı çıkışımız Defne 5 günlükken gittiğimiz pediatristimiz. O kadar acemiydim ki bir elde Defne’nin arabası diğerinde kol çantam çıkmışız evden. Ne bir yedek bez, ne bir yedek giysi, ne de mama…Neyseki doktor ofisindeki hemşireler halden anlıyorlardı da hepsini temin ettiler hemen bana:)

Defne doğduktan 2 gün sonra babamızın gelmesine ne kadar sevindiysek, 5 gün sonra dayımızın yurda dönmesine de öyle üzüldük. O zamana kadar bana çok destek olduğu, doğumda yanıbaşımda olduğu ve harika resimlere imza attığı için yakışıklı kardeşime çok teşekkür ediyorum:)

Güle Güle Dayı

Bunu söylemeye bu kadar erken başlamamalıydım biliyorum ama ne kadar çabuk geçti Defne’yle 1 hafta inanamıyorum:))

İlk Yorum Yapan Sen Ol!